31 Aralık 2011 Cumartesi

hayat öpücüğü...bir tür yeni yıl masalı


Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir varmış bir yokmuş…

Zamanlardan bir zaman, evde kendi kendime nedeni belirsiz bir mutluluk hali içinde, bir tatlı pırpır da içimde otururken birden Klimt’in “Öpücük” tablosu geldi aklıma.  Hem sevdiğim hem geçen yıl Viyana’da aslını görme şansım olduğu için belki pek bir önümdeydi bu bir-iki yıldır.  Elif’in aklı o ya, aniden öyle bu dedi bu, adamın aşk öpücüğü değil, bu hayatın aşk öpücüğü…

Bir şair sormuş “Hayatla çiftleşmeyi öğrenebildin mi?”                            (Arkadaş Özger)

Şimdi sonu baştan verdin, masalı bırak git diyebilirsiniz.  Elif’in kalbi de bu ya, masal tekerlemesi gibi dizmek istedi hayat öpücüklerini ardı ardına…

Çeşme’de Sakız’a bakan dalgalarda,
Yatak odamdan içeri dalan kumru kuşunda,
Kazdağları’nda buz gibi berrak deremin suyunda,
Bir Afrika davulunda, bilinmedik seslerimde,
Bazen içime bazen dışıma bir bakışta,
Galata’nın susan taşlarında,
Eminönü’nde iki ucundan tuttuğum gökkuşağında,
Yeni eski, eski yeni canlarda,
Bir gece ansızın bir rüyada,
Gizlenip yolumu kesen günbatımı renklerinde,
Boğaz’da martıda vapurda,
Kargada kumruda, rüzgarda ağaçta,
Ansızın patlayan neşede, ve
Taptaze bir üniversite öğrencisinin ilk haikusunda öptü beni…
 “parçalanmış buluttan
  sızan gün ışığı
  bulur dal ucunu”

O sızan ışığı bir nefes yakalamak, içimize çekerek sevgiyle besleyip büyütmek, nefesimizle üfleyip doğaya insana katmak nasip etsin bu yeni yıl…

Elif bu ya, bu yeni yıl masalı da burada bitmiş, gökten üç elma düşmüş biri kalbe, biri ruha biri de mideye gelmiş, hayat öpücükleri her yere konmuş sonra rengarenk kelebekler olup uçmuş, yeri göğü doldurmuşlar, onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…
 
Sevgiyle neşeyle birlikte yürümek dileğiyle, mutlu yıllar olsun!

29 Aralık 2011 Perşembe

deniz türküsü...


Dolu rüzgârla çıkıp ufka giden yelkenli!
Gidişin seçtiğin akşam saatinden belli.
Ömrünün geçtiği sahilden uzaklaştıkça
Ve hayâlinde doğan âleme yaklaştıkça,
Dalga kıvrımları ardında büyür tenhâlık
Başka bir çerçevedir, git gide dünyâ artık.
Daldığın mihveri, gittikçe, sarar başka ziyâ;
Mâvidir her taraf, üstün gece, altın deryâ...

Yol da benzer hem uzun, hem de güzel bir masala
O saatler ki geçer başbaşa yıldızlarla.
Lâkin az sonra lezîz uyku bir encâma varır;
Hilkatin gördüğü rü'yâ biter, etrâf ağarır.
Som gümüşten sular üstünde, giderken ileri
Tâ uzaklarda şafak bir bir açar perdeleri...
Mûsıkîsiyle bir âlem kesilir çalkantı;
Ve nihâyet görünür gök ve deniz saltanatı.

Girdiğin aynada, geçmiş gibi dîğer küreye,
Sorma bir sâniye, şüpheyle, sakın: "Yol nereye?"
Ayılıp neş'eni yükseltici sarhoşluktan,
Yılma korkunç uçurum zannedilen boşluktan
Duy tabîatte biraz sen de ilâh olduğunu,
Rûh erer varlığının zevkine duymakla bunu.

Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız,
Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervâsız,
Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!...

İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.


- Yahya Kemal Beyatlı

22 Aralık 2011 Perşembe

Şeb-i Yelda

                                            Amanda Clark

“Tren bir tünelden geçerken karanlık olduğunda, biletini yırtıp trenden atlamazsın.Sakince oturur ve makiniste güvenirsin”
– Corrie Ten Boom

20 Aralık’ta saatli maarif takvimim Şeb-i Yelda’nın başlanıgıcı diyordu.  Gündönümünün ve uzun gecelerin başlagıcı; evvel-i şebi-i yelda ile ahır-ı şeb-i yelda arasında bir hafta var, ve 26 Aralık’ta bitiyor.  En uzun gece, yılın en karanlık gecesi olarak da geçer Kış gündönümü.  Bundan sonra yavaş yavaş ışık artmaya başlıyor.

Bir başka enteresan bilgi de araştırırken önüme çıkan, eski İran'da zerdüşt dininde ve hatta daha öncesinde de inanılan güneş tanrısı mitra'nın doğumuymuş. Yılın en uzun gecesinden sonra güneşin her gün biraz daha fazla görünmesi (günlerin uzaması) bu inanışın sebebiymiş.  İran’da eski bir gelenek olarak kutlanır, geceyi uyanık geçirmeye çalışan İranlılar çeşitli eğlenceler düzenler, yazdan kalan son meyveleri yermiş, nar da bu kutlamaların önemli bir parçasıymış.

“Anam her kışın en karanlık noktasında, eve girerken bir nar atardı yere, bütün gücüyle; parçalanıp iyice dağılsın diye. Evin beti bereketi niyetine... Ardından hızla süpürüp silerdi ortalığı. Bir iki gün sonra, narın patladığı yerden çok uzakta incecik bir çıtırdı duyduğum olurdu ayağımın altında. Ne kadar dağılmışsa nar taneleri, o kadar iyiydi. Topladıktan sonra söylerdim anneme, sevinsin diye.”
-Sezai Sarıoğlu

Karanlık taraflarımız sadece henüz tanışmadığımız taraflarımızdır demiş bir başkası.  Belki de tüm karanlıklar bu bilinmeyeni içerdiği için korkutur, ürkütür bizi.  Her karanlıkla karşılaşma ve o tünelden geçiş bereketli bir doğuma gebedir, bakmaya dönüşmeye izin verebilirsek.

Tüm karanlık taraflarımı tanımaya, kabul etmeye, şifalandırmaya ve bütün olarak ışığa yürümeye niyet ediyorum bir kez daha… Doğa Ana’yla birlikte, bu Şeb-i Yelda’da.

Biliyorum nedendir
Çözdüm gitti sırrını
Şöyle gölgeye gitsem
Kaybedersin gücünü

Gölgem gölgem gölgem
Sen benim bir eşimsin
Belki de kardeşimsin

- Fikret Kızılok

16 Aralık 2011 Cuma

Yeni'ye giriş

içimiz bilmediğimiz yenilere aç (ya da gebe), bizim de onların yolunu açmamız lazım.  benim hissiyatım budur...

- ve bundan üç yıl önce aynı günlerde koyduğum şu satırları tekrarlamak yerinde olacak sanırım:

Hopi'lerin Kehaneti'nden...
Birbirine iyi davran (herkes ve herşey bizim aynamızdır)
ve kendin dışında bir lider arama (beklediğin kişi sensin)
bu çok güzel bir zaman olabilir (seçimini bilgece yap)
Çok hızlı akan bir nehir var (ışık nehri)
Öyle büyük ve kuvvetli ki bazıları korkacaklar,
kıyıya tutunmaya çalışacaklar,
parçalandıklarını hissedecek ve çok acı çekecekler.
Bil ki nehrin gittiği, varacağı bir yer var (daha yüksek bir amacı ve planı)
büyüklerimiz diyor ki, kıyıyı bırak, kendini nehrin ortasına it, gözlerini aç ve başını suyun üzerinde tut (Akışın kendisi ol...)
Orada seninle birlikte kim var bak ve birlikte kutla...
Tarihte geldiğimiz bu noktada, hiçbir şeyi kişisel alma
özellikle de kendini (Kim olduğunun ve neye sahip olduğunun bir başkasıyla hiçbir ilgisi yok)
çünkü kişisel aldığında, ruhsal büyümen ve yolculuğun duruyor

Yalnız kurt'un dönemi sona erdi - Kendinizi toparlayın!
"Mücadele" kelimesini davranışlarınızdan ve sözlüğünüzden çıkarın
Artık yaptığımız herşey bir kutsama ve kutlama ile yapılmalı
Beklediğimiz kişiler Biz'leriz.