Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde bir varmış bir yokmuş…
Zamanlardan bir zaman, evde kendi kendime nedeni belirsiz
bir mutluluk hali içinde, bir tatlı pırpır da içimde otururken birden Klimt’in
“Öpücük” tablosu geldi aklıma. Hem
sevdiğim hem geçen yıl Viyana’da aslını görme şansım olduğu için belki pek bir
önümdeydi bu bir-iki yıldır. Elif’in
aklı o ya, aniden öyle bu dedi bu, adamın aşk öpücüğü değil, bu hayatın aşk
öpücüğü…
Bir şair sormuş “Hayatla çiftleşmeyi öğrenebildin mi?” (Arkadaş Özger)
Şimdi sonu baştan verdin, masalı bırak git
diyebilirsiniz. Elif’in kalbi de bu ya,
masal tekerlemesi gibi dizmek istedi hayat öpücüklerini ardı ardına…
Çeşme’de Sakız’a bakan dalgalarda,
Yatak odamdan içeri dalan kumru kuşunda, Kazdağları’nda buz gibi berrak deremin suyunda,
Bir Afrika davulunda, bilinmedik seslerimde,
Bazen içime bazen dışıma bir bakışta,
Galata’nın susan taşlarında,
Eminönü’nde iki ucundan tuttuğum gökkuşağında,
Yeni eski, eski yeni canlarda,
Bir gece ansızın bir rüyada,
Gizlenip yolumu kesen günbatımı renklerinde,
Boğaz’da martıda vapurda,
Kargada kumruda, rüzgarda ağaçta,
Ansızın patlayan neşede, ve
Taptaze bir üniversite öğrencisinin ilk haikusunda öptü beni…
“parçalanmış buluttan
sızan gün ışığı
bulur dal ucunu”
O sızan ışığı bir nefes yakalamak, içimize çekerek sevgiyle besleyip büyütmek, nefesimizle üfleyip doğaya insana katmak nasip etsin bu yeni yıl…
Elif bu ya, bu yeni yıl masalı da burada bitmiş, gökten üç
elma düşmüş biri kalbe, biri ruha biri de mideye gelmiş, hayat öpücükleri her
yere konmuş sonra rengarenk kelebekler olup uçmuş, yeri göğü doldurmuşlar, onlar
ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…
Sevgiyle neşeyle birlikte yürümek dileğiyle, mutlu yıllar olsun!

0 yorum:
Yorum Gönder