3 Haziran 2011 Cuma

gül mevsimi

And the time came when the risk to remain tight in a bud was more painful than the risk it took to blossom.

Ve bir zaman geldi, gonca olarak kapalı kalmak, açmanın riskinden daha fazla acı verdi.

-Anais Nin

Viyana’da Volksgarten’ın (Halk Bahçesi ya da Parkı) bir köşesinde kocaman bir gül bahçesi, mevsim Mayıs sonu, pembe, kırmızı, sarı, beyaz, fuşya, somon her rengiyle ve sanki içimden gelen gibi bir başka kokularıyla bir aahhh…sanki bana beni, bana alemdeki tüm güzellikleri hatırlatıyorlar, bir anda kalbim açılıyor genişliyor büyüyor gibi…

Eve döndüğümde sokaklar yasemin kokuyor, balkonumda sardunyalar açmış, benim yasemin de ilk çiçeklerini vermiş ve sadece yeşil yapraklı zannettiğim bonsaim BonBon bile beyaz çiçekler açmış…

BonBon yılbaşında sevgili badim tarafından taa İzmirlerden bana geldiğinde bonsai bakımı hakkında okuduklarım epey umut kırıcıydı, bakımları şöyle zordur, hemen ölürler üzülmeyin vb vb…ben dedim bunlara takılmayacağım, onu sevgiyle sulayıp, onunla arkadaş olacağım. Ve hep yeşildi, arada yaprak dökse de kısa seyahatlerimdeki yokluğuma ve susuzluğa bile dayandı, yeni yeşiller verdi ve çiçek bile açtı.

BonBon’un baştan beri neredeyse bir tarafındaki dallar kuru, bir tarafı yeşil, bu değişmedi. Ben de kuru dalları budayayım gibi bir işe girişmedim nedense, onu öyle kabul ettim. Dün akşam yine seyrederken, birden işte dedim bir tarafı kuru ama hala çiçek açıyor, ölüsüyle dirisiyle, kurusuyla yeşiliyle bir bütün BonBon.

Onu bütünlerken kendimi de bütünledim, tekrar sevdim kabul ettim adeta. Bu yolculukta içimde nereler yandı, nereler acıdı, nereler kurudu belki ama onlar ne tazelere, ne yeşillere, ne rengarenk çiçeklere can verdi. Hepsini ayrı seviyorum, hepsine ayrı şükrediyorum. Yol böyle, yolculuk böyle…

Gönül erleri derler ki “aşıkların yolu dikenlidir ama o güllerin renginden, kokusundan durulamaz”.

Mevsim gül mevsimi, kalbin tüm gülleri, çiçekleri için artık açma zamanıdır…

0 yorum:

Yorum Gönder