kuyuya bir taş attım
gözden kaybolurken
dayanamadım
ardından kendimi attım
göründüğü gibi değil
-miş meğer
sanıldığı gibi dümdüz düşmez
-miş meğer
döne
döne
iniyordum
yukarı
rüyanın içine düşer gibi
uykunun dışından
engel olunamaz bir dürtüyle
düşmek
daha da daha da
derine
gitmek
öyle bir boşluk
içine aktığım
sarıp sarmalayan
içime akan
yalın bir boşluk
her şeyi dolduran
sanki daha derin daha karanlık değil
-miş meğer
ya da kuyunun dibinde bir su
suda yansıyan ayın ışığı,
gökteki aydan daha parlak
(gündüz değil miydi ben inerken
- yoksa çıkıyor muydum geceye?)
kuyuya bir taş attım
ardından
dayanamadım
kendimi attım
taş suya düştü
sesi yankılanıyor
ben döne döne
iniyorum
sessizlik içinde,
aya vardığımda
şarkım semalarda yankılanacak
ve gün ışığı tüm boşluğu dolduracak.
30 Mart 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder